Eski olan her halıyı antika olarak değerlendirmek
yanlıştır. Eski bir halının antika olabilmesi için yaşı dışında
daha bir çok özelliğe sahip olması gereklidir. Eski halıların dokunma
yılları, yöreleri, özellikleri ile ilgili araştırmacı yazarların,
koleksiyoncuların ve tüccarların yüzyıllardır sürekli tartışmakta
olduğu unutulmamalıdır.
Eski bir halının değerinde rol oynayan unsurlar sırasıyla halının
yaşı ve yöresi, halının deseni ve rengi, halının nadirliği (çok
görülen bir tip olup olmaması), halının ölçüsü (küçük ölçülerin
kullanım sahası daha geniş ve daha çok kimse tarafından talep görecek
olması), halının durumu (kondüsyonu) ve en önemlisi halının sahibi
tarafından ne derece sevilip benimsendiğidir.
Aşağıda detaylı olarak anlatılan bu özelliklerin bugün için geçerli
olduğu, bundan 50-100 sene sonra bu özelliklerde bazı değişikliklerin
olacağı göz önüne alınmalıdır.
Halının yaşı
Halının yaşı eski bir halıda aranan özelliklerin başında gelir.
Bugün bir halının antika olabilmesi için yaklaşık 100 yılın üzerinde
bir yaşa sahip olması gereklidir. Çünkü antika bir halıda aranan
diğer özelliklerin sadece böyle bir halıda olma olasılığı vardır.
Halı yaşının tesbitinde tam ve kesin bir sonuca ulaşmak ancak halı
veya kilim üzerine dokunmuş tarih bilgisi ile mümkündür. Eski halı
ve kilimlerin pek çoğunda bu gibi tarih bilgilerine rastlanmaktadır.
Tarih bilgisinin dokumasında kullanılan yazı dokuyucunun hangi kökenden
olduğu hakkında da bilgi verir. Örneğin, Müslüman Türkler Arap alfabesini,
Hıristiyan Rumlar Latin alfabesini ve Hristiyan Ermeniler Ermeni
alfabesini kullanmışlardır.
Bazı halılarda tarih soldan sağa değil, sağdan sola doğru yazılmıştır.
Bu durum halının, gerçek tarihi taşıyan orjinalinin arka yüzünden
bakılarak dokunduğunu gösterir. Böyle halıların, dokunmuş tarih
bilgisinden 5-10 sene daha genç olduğu düşünülmelidir.
Kullanılan malzeme
Eski halılarda kullanılan malzemeler yöresel özellik gösterir. Bu
nedenle kullanılan malzeme ve niteliği dokuma yöresinin tespit ve
tanımlanmasında yardımcı bir unsurdur. Bu malzemeler yün, tiftik,
pamuk, ipek ve floş (suni ipek) olabilir.
Örneğin, Isparta halılarının atkı ve çözgülerinde 1900'lü yılların
başlarında Manchester pamuğu daha sonraki dönemlerde ise yerli pamuk
kullanılmış, yün hiçbir zaman kullanılmamıştır. Eski Gördes halılarının
beyaz renklerinde ilme olarak pamuk kullanılması olması da bu halılara
has bir özelliktir.
Kullanılan boyalar
Bir halının antika olabilmesi için o halıda kök boya kullanılmış
olması şarttır. Kök boyalarda ilkel boyama usulleri nedeniyle aynı
renkte ton farklılıkları (abraş) görülür. Halılar eskidikçe boyama
işleminin gerektiği gibi yapılıp yapılmadığına bağlı olarak, belli
oranda renk kaybederler; fakat kötü bir görünüş almazlar, aksine
olgunlaşırlar ve daha da güzel bir görünüm alırlar.
Bazı halıların yaşını kullanılan boyaların cinsinden öğrenmek de
mümkündür. Halıcılıkta kimyasal boyalar 1900'lü yılların başlarında
kullanılmaya başlanmıştır. Bu tip boyalar görünüşleri itibariyle
kök boyalara benzemezler. Kök boyalar genelde canlı ve yaşayan renkler
verirken, kimyasal boyalar daha homojen ve mattır.

Kullanılan renkler
Eski halılarda kullanılan renklerin genelde o yörenin bitki örtüsü
ve gelenekleriyle çok sıkı bir ilişkisi vardır. Örneğin Yahyalı
halılarında palamuttan elde edilen ve zamanla tatlı bir hardal rengine
dönen kahverenginin, Konya yöresinde 'çivit' mavisinin kullanılmış
olması bu yörelere has özelliklerdir.
Ayrıca bazı yörelerde kullanılan renklerin, belli bir dönem sonrası
kullanılmamış olması da halının yaşı konusunda bizi aydınlatacak
bir diğer kriterdir. Kula halılarında 18. yüzyıldan sonra sarı rengin,
20. yüzyıldan sonra da koyu mavi rengin kullanılmamış olması örnek
gösterilebilir.
Dokuma tekniği
Her ne kadar yöntem olarak aynı olsa da teknik olarak yöreler arasında
dokuma farklılıkları görülmektedir. Bu durum genelde atkı atma tekniğinin
değişik şekillerde uygulanmasından kaynaklanır. Bunun yanında kilimlik
genişliği, süslemeler, saçak örgüsü, kenar örgüsü ve renkleri gibi
özellikler de yöreler arasında değişiklikler gösterir.
Ölçü
Ölçüler, halıların dokunduğu yöre ve kullanım amaçları hakkında
bilgi verebilmektedirler. Bergama halılarının karemsi ölçüleri karakteristiktir.
Büyük ölçü halılara 13. yüzyıl Selçuklu halılarının dışında, 16.
yüzyıldan itibaren Uşak halılarında rastlanmaktadır.
Göçebe ve yerleşik yörükler yüzyıllar boyunca halı ve kilimleri,
yer ve divan örtüsü, duvar halısı ve özellikle de namaz seccadesi
olarak küçük ölçülerde dokumuşlardır.
Nadirlik
Elde dokunmuş bir halı veya kilimin tek olduğu unutulmamalıdır.
Bir benzeri de olsa tamamen aynısı olması mümkün değildir. Kullanım
şekline ve kullanıldığı yere bağlı olarak bazı halılar çok uzun
yıllar iyi durumda kalmış ve zamanımıza ulaşmıştır. Bazıları da
çeşitli nedenlerle ancak çok az sayıda günümüze kadar gelebilmiştir.
Örneğin; Yunanlılar'ın Gördes'i yakmaları nedeniyle nadide Gördes
halılarından ancak daha önce yurt dışına gönderilmiş olanlar günümüze
ulaşabilmiştir. Gördes halıları bu yüzden nadir bulunan halılardandır.
Halının durumu (Kondüsyonu)
Kullanılan bir halı zaman içinde mutlak surette eskir ve yıpranır.
Eskime saçak ve kilim ile başlar; tedbir alınmadığı takdirde düğümlü
kısımda sökülmeler görülür ve halı yavaş yavaş yok olmaya yüz tutar.
Yüzeysel eskime daha geç görülür. Özellikle fazla temas gören yerler
(namaz seccadelerinin baş ve ayak kısımları gibi) daha fazla aşınır.
Bu nedenle eski bir halının her yönü ile sağlam bir durumda olması
söz konusu değildir. Sadece duvar halısı olarak kullanılmış ve güveden
korunmuş halılar günümüze mükemmel bir kondüsyonda (intact) ulaşabilmişlerdir.
Dolayısıyla eski veya antika bir halının tamir edilmiş olması son
derece olağan bir durumdur. Halılarda hasarlı yerlerin uygun malzeme,
renk ve dokuma tekniği ile halının bütünlüğünü bozmadan ustaca tamir
edilmiş olması değerinden herhangi birşey kaybettirmez.
Bunun yanında antika değeri çok yüksek fakat tamir edilemeyecek
kadar hasar görmüş veya parçalanmış halılara "fragment"
adı verilir ve bunlar çok değerli parçalardır.
Değer takdiri
Eski ve antika halılar eşi bulunmayan, tekrar üretilmesi mümkün
olmayan, hergün alınıp satılmayan, dolayısıyla da belli bir fiyatı
olmayan değerlerdir. Bu bakımdan bu tip halıların değerleri diğer
antika eşyalarda olduğu gibi görecelidir. Değer takdirinde bilgi,
görgü ve tecrübenin de büyük rolü vardır. Bir kimsenin evinde senelerce
kullandığı, görmekten bıktığı bir halı o kişi için fazla bir değer
taşımazken, bu konuda bilgi sahibi, halıya meraklı bir kimse için
yüksek bir değer ifade edebilmektedir.
|